Alfred Hitchcock filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alfred Hitchcock filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2014 Cumartesi

Klasik Filmler - Arka Pencere ve Grace Kelly


Aslında bu filmi ve özellikle Grace Kelly'i daha önce anlatacaktım. Ama sıra bir türlü gelmedi. Tam da bu hafta Grace Kelly'in hayatının bir bölümünü anlatan filmin ülkemizde gösterime girmesiyle birlikte bu yazıyı hazırlamak istedim.

Alfred Hitchcock filmlerine olan merakımı daha önce de yazmıştım. Arka Pencere filmi ise sevdiğim en favori filmlerden biridir. Bu gerilim filminin içinde o masum duru güzelliği ve zarif kostümleriyle dikkat çeken Grace Kelly bir prenses gibi süzülüyor.


 Gerilim türü filmlerden hoşlananlar mutlaka bu filmi izlemişlerdir. Zeka fışkıran diyalogların yanısıra James Stewart ve Grace Kelly'in harika oyunculuk sergilediği bir film. Amacım filmi tanıtmak olduğu kadar blogumun içeriğine uygun olarak dönemin şıklığını yansıtan kadın modası elbette.

grace kelly costume

Şu eteğin hoşluğuna bakın, ayakkabı, eldivenler, o inciler... Gelde 1950'lerde yaşama :) 
Bir kadın sadece güzellikten ibaret değil tabiki. Filmde de bunun kanıtı olarak gizemli olayın üzerine cesaretle giden ve çözülmesini sağlayan yine kadın zekası olmuştu;)


 Yıllar gelip geçiyor kadınların dergi karıştırma zevkinde bir değişim olmuyor. Merakımız günümüzde de (belki eskisi kadar olmasa da) devam ediyor.


Arka Pencere senaryosu, oyuncuların başarısıyla bir klasik elbette.
Ama Grace Kelly'nin hayatı da tam bir film olacak türdendi.
Başarılı bir aktristten Monaco prensesi olmaya kadar giden bir hayat hikayesi. Benim ilgimi çeken aslında prenses olduktan sonra zamanla hazinleşen kısmı. Bir ara Galler prensesi Lady Diana ile tanışan, benzeşen kaderleri sebebiyle de ilgi çeken bir hayat. 


Şimdi hayatı ''Monaco Prensesi Grace'' isimli filmle sinema perdesine yansıyor. Onun o saf ve asil duruşunu yansıtabilecek bir aktrist bulmak zor olmuştur. Bunu başarabileceklerini de sanmıyorum. Ama Grace Kelly'in oynadığı filmleri rahatça tavsiye edebilirim. 
Son olarak her kadının prenses gibi bir hayat yaşamak istediği doğrudur. Ancak şu unutulmamalı ki mutsuzsanız prenses olmanızın hiçbir anlamı yoktur...
Hadi bu da böyle bir bitiş olsun;)
Sevgiler, mutlu sonlar hepimize...

23 Mayıs 2014 Cuma

Klasik Filmlerin Dayanılmaz Cazibesi

Bir süredir blogumda makyaj, alışveriş vb. konuların haricinde paylaşımlarda bulunmak istiyordum. Bugünden itibaren gittiğim geziler, sevdiğim filmlerde ilgimi çeken her ne varsa blogda yer vereceğim. Özellikle film izlerken hayran kaldığım dönemin modasını ve tarzını yansıtan detaylara  dikkat çekmeyi düşünüyorum;)

İlk olarak çok sevdiğim, benim için vazgeçilmez olan klasik filmlerden başlamak istedim.
Siyah beyaz filmlere çok meraklıyım. Genelde sinemanın polisiye, casusluk, gizem, romantik türleriyle ilgileniyorum. Hem benim favorim olan hem de vizyona girdiği dönemlerde eleştirmenlerden çok olumlu yorumlar almış, ödüller kazanmış, IMDb (Internet Movie Database-İnternet Film Veri Tabanı) puanı yüksek olan filmlere yer vereceğim. Şimdi birine göz atalım ;)

 Notorious - Aşktan da Üstün (1946)
İMDb Puanı: 8.1
aşktan da üstün

Yönetmeni Alfred Hitchcock, başrollerde ise Cary Grant ve Ingrid Bergman olan bir film nasıl kötü olabilirki? 

Filmin konusu casusluk üzerine ama asıl işlenen konu aşk. Bir kadın aşkı için ne kadar fedakarlık yapılabilir?


  Babası nazi savaş suçlusu olarak hüküm giyen Alicia (Ingrid Bergman) ile devlet ajanı olan Devin (Cary Grant) arasında yaşanan aşka şahit oluyoruz. 



Alicia aşkı uğruna ajanlık yapmayı kabul etmesiyle tehlikeli bir çete liderinin ailesinin içinde bulur kendini.


Film boyunca Ingred Bergman'ın asil duruşu ve giydiği kıyafetlerde çok hoş. İzlerken bu detayları farketmemek mümkün değil.

 Normalde son derece havai ve neşeli bir kadınken yaşadığı aşkın acısı ve içine girdiği tehlikeninde etkisiyle o frapan kıyafetler ruh halini de yansıtan keskin kesimlere sahip kıyafetlere dönüşüyor. Makyaj namına nerdeyse hiçbirşey yok. Ingrid'in masum, sade güzelliği ve o estetik duruşu akıllara kazınıyor. Oyunculuğuna ise olumsuz tek bir kelime söylemek mümkün değil.


Filmde en etkilendiğim sahnelerden biri de bankta oturduklarında Delvin'in sert, merhametsiz duruşunun yanında Alicia'in onun gözlerinin içine bir umut arayışıyla baktığı sahneydi. Aralarında geçen konuşmalarda adım adım bir kadının aşktan umudunu kesişini yüzüne ve ruhuna nasıl aksettiğini görürüz.

Baştan sona heyecanla izlenecek bir film.
Bir sonraki Klasik Filmlerin Dayanılmaz Cazibesinde görüşmek üzere;)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...